 |
|
 |
| |

| Bilgileriniz |
 |
Ziyaretçi |
 |
38.107.191.94 |
 |
191.94 |
 |
107 |
|
|
| Doğru ve Güzel Türkçe İçin |
|
| View previous topic :: View next topic |
| Author |
Message |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: "ÇEŞME"Lİ ŞİİRLER |
|
|
ROMA ÇEŞMESİ
Bronzdan yukarıda, gördüm
Kusursuz bir su
Havada rahatına koşan,
Rahatına erişen ve düşen. En siyah derecesi bronzun,
İnsan yapısı bir eleman,
Şekillendiren dikey çıplak
Saydam su pıhtılarını havada. Ah, sanki kol ve çekiçle gibi,
Gene de de iyidir çabalamak
Üstüne vurup imajın düzeltmek tamamiyle,
Yankılamak için bağırmayı ve kekelemeyi
Yaşayan, dolup-fışkıran sular,
Çeşmenin çanağına vurdukları zaman
Yaz havasının ardından.
Louise Bogan
Çeviren: Vehbi Taşar |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
TUZLU ÇEŞME
Yetinmeyi bilirim okyanus ile
Aşkım söz konusu olduğu zamanlarda
Bir deve yatağını ırmağa çeviririm
Bir öpüşü kıvılcımdan yangına
Bir dal parçasıyken orman olurum
Öptüğüm zaman boynunu
Kollarım bir vücudu sarmakla yetinemez
Sevgilim bilir benim sonsuzluğumu
Hangimiz dişi panteriz bilinmez
Vahşi bir doğurganlık sevişmelerde
Soluğumuzun toplamı yanardağ ağzı
Yağmur elde ederiz çiğ tanesinde
Matematik bizim işimiz değil
En güzel hesap hatası bizim aşkımız
Dünyayı kocaman gözlerle gören
Etrafını duymayan iki sağırız
Sarılmak dediğin sarmaşıklara benzer
Balkondan ibaret sayılan evde
Yüklü bir kamyon gibi rampayı çıkıyoruz
Rüzgârdaki kuş tüyü hafifliğinde
Bir çıkmaz sokağız caddeye sorsak
Postacıya kalırsa pulsuz mektubuz
Nereye gideceğimiz belli değilmiş
Belki bir uçuruma bizim yolumuz
Olsun varsın, dünya bizden ibaret
Klasik göl manzaralı gecede
Bütün uçmalara bir çift kanadız
Ah efendim, sevgilim tuz ben çeşme
Abdülkadir Budak
(Bahçe Dergisi / Yaz 2001) |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
AYRILIK ÇEŞMESİ
Ölmüş birinin anısına beste yapıyordum akşamları
ne çok ölü birikmiş arkamda
ne çok kartvizit
yaşarken görmedim saçlardaki güzelliği
gözlerdeki parıltıyı; yastık iki kişi
çok gelmiş yorganımızdaki bitki müzesi
öpücüklerdeki kabartma çiçekler
sevgi deyip geçmişim cankurtaran yeleklerini
parmaklarımın ucunda krizler atlatmışım
hedefe ulaştığım kadın figürleri
sofrada vitrin süsü olup birikmiş
saygıyla karışık korku duyduğum peçeteli şerefe sözleri
kabuk ve kemiklerden yaratılmış arkadaşlıklar
gürleyerek akmış üstüme
ayağım terledi şarap sahilinde
kumları kırmızıya boyadım yelken kupası için
şimdi sana bakıyorum el öpme sahnesinde:
benden tosun biri
ne kadar zayıfladım dibe sürüklendiğimde
kuruttum göğüs ucuma birikmiş terleri
benim ol, bu masaya otur doku hasarından
gönüllü dostum ol deve güreşinde
arkadaşım kal diyen sarı çiçekli teklifler
kanat açıklığım o kadar derin ki!
bestem ayrılık çeşmesi, ağını tamamladı üstüme
ne kadar zayıfladım pişmanlık denizinde;
Ölmüş birinin anısına beste yapıyordum, zemin kayması
ben şehir efsanesiydim, sokaklara at bağlardım
sopayla dayak yedim gençliğimde
güneş gözlüğümü çıkardığım dost sohbetlerinde
evi bulmakta güçlük çektiğim günlerim oldu
yarasa gördüm seni karşıladığım saat, kurşun kalemle
sileceğim dedim, ondan attım tükenmez kalemdeki renkleri
sevgi hissettim, şimdi ne çok ölüm; bestemdeki nota külleri
bir karış toprak artık dostlukların kendisi
atın üstüme, güneş nerden doğacak diye soracağınıza
atın bestemdeki solfej anahtarlarını
atın güzel oyunlar oynadık sizinle
kapı tokmakları tanık buna
bestem korkunun kokusuyla yazılıyor
dinlerken martılar bana konacak
hedefe ulaşmak için fistolu eteklerime
kanat kırıklarından tüyler dikecek
şimdi kartpostalım namluya kilitli
atıp vuracağım kendimi su cenderesinde
Hüseyin Peker |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
EĞİLİP SUYUNU İÇTİĞİMİZ ÇEŞME
Hani büyük korkular başlayınca insanda,
Sıkılır yüreği, ölecek gibi olur;
Ne dost sevgisi, ne yar sevgisi,
Ne varsa hepsini bırakıp gitmek ister
Nereye, kime, niçin? Demeden.
Ölüme benzer, ölüme yakın,
Bir şeyler duyar içinde açıklayamaz,
Yumuşak, yavaş, ılık
Nerdeyse uzatsa elini dokunacak,
Belli, besbelli kumaş gibi,
Yorumlanamayan, birikmiş, toplu,
O bildiğimiz düşüncele benzeyen
Birçok sorulardan örülmüş;
Kırmızı mı, mavi mi, yeşil mi?
Ne idüğü belirsiz gibi görünen
Her şeye yakın, aşk içinde
Yaşama gibi, macera kıvamında,
Sevilen, tapılan, yanıp yakınılan
Nerdeyse yanıbaşında, selam verecek
O, omzuna dokunup geçen,
Akşamları çileden çıkaran
Her şeyi büyük azgınlığına alıştıran
Bizim bildiğimiz, bizim duyduğumuz,
Yayan yapıldak peşinde koştuğumuz,
Bozlağa, uzunhavaya, mayaya benzer,
Bir Anadolu türküsü, yanık, hazin
Eğilip suyunu içtiğimiz çeşme...
Mehmed Kemal |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
İKİÇEŞMELİK GECESİ
izmir'den gece geçenin
kemeraltı olur meskeni
orada, kordon boyuna yakın
bir meyhane var ki kalpaklıdır
ata'nın büyük söylevini
dinletirler adama
gece yarısı, şairler, şarap gücüyle
mübalağa 'sallarlar mendireği'
yeşildere'de yürümeye gör 'be
aganin' tütün basarsın yarene
şair, ikiçeşmelik'de fazla
kalma demedim mi sana
sonra yanlış ulaşır ölüm haberleri
çokça ağlatırlar hüseyinim'i
gelirsen de agora'ya gizli gel,
gizli kalsın bizi barındıran o ev
Ahmet Uysal
(Agora Dergisi / Ocak-Şubat 2002) |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ÇOBAN ÇEŞMESİ
Derinden derine ırmaklar ağlar,
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi,
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar,
Ne söyler su dağa çoban çeşmesi.
'Göynünü Şirin'in aşkı sarınca
Yol almış hayatın ufuklarınca,
O hızla dagları Ferhat yarınca
Başlamış akmağa çoban çeşmesi...'
O zaman başından aşkındı derdi,
Mermeri oyardı, taşı delerdi.
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi.
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi.
Vefasız Aslı'ya yol gösteren bu,
Kerem'in sazına cevap veren bu,
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu...
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi.
Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda,
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda,
Ateşten kızaran bir gül ararda,
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi,
Ne şair yaş döker, ne aşık ağlar,
Tarihe karıştı eski sevdalar.
Beyhude seslenir, beyhude çağlar,
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi
Faruk Nafız Çamlıbel |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
İKİ GÖZÜM İKİ ÇEŞME
sen gideli ardında sadece hüzün
bir de rıhtımların şarkısı kaldı
senin senden öte bir şeyler olduğunu
biliyorum, ama akşam oluyor
ruhumu çöllere bırakıyorum
iki gözüm iki çeşme
bir sarhoş kurşunla kanatları kırılan
garip bir serçedir alınganlığım
biraz kum ve kelebek
bir de senin için geçtiğin yerlerde damla damla
yüreğime bulaşan
toprağın ah ü zar kalıntıları
hala anlayamadım
bizi bizden ayıran ısırgan otlarını
sen orda, bulutların arasında sessizce
ya da bilmem hangi şehrinde arzın
garip bir türkünün ardında yürüyorsun
benimse avuçlarında
gözlerinden artakalan
bir kaç yeşil renkli hayal denizi
iki gözüm iki çeşme
neye yanıyorum, biliyor musun
birleştiremedik kalplerimizi
Nurullah Genç |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ÇEŞMELER
I.
Benim yalnızlığımdan
Damıtılmış çeşmeler
Kurumuş unutulmuş
Çeşmelerin akışıyım
İnsanlık içinde
Ay görmez onları onlar ayı görür
Aydan haberlidirler
Söylediklerinin çoğu
Ay hakkındadır
Aya dair
Ayın tarihine ait
Fındıklılı Mehmet Ağa
Çeşmesi
Silahtar Tarihinin yazarı
Yenilmez karpuzlar
Acı salatalıklar yıkamıştım suyunda
İçilmez
Bozuk suyunda
Gece yarısı
Ayışığında
Yaz ay ve ben
Silinmeye yüz tutmuş yazı
Ölümü hecelemiştik
Ortalığı dolduran sesinde
Ta... aşağılarda olan yatıra
Bir türkü söylüyordu
Ölüm ötesinde açmış
Menekşeler kimliğinde
Ölüydü insanlar
Yalnız yaşıyordu o yatır
Ve o çeşme
Ben de
Sıratı andıran bir çizgide
Soluyordum devrildim devrileceğimi
Hayatı ve ölümü birlikte
Aynı geçmezlik ve değişmezlikte
Aynı yenilik ve tazelikte
Ürpererek geçiyordu yarasalar
Uzaklardan
Beyoğlu'nu bir telgraf gibi
İleterek birbirine
Sezai Karakoç |
|
| Back to top |
|
 |
|
|
You cannot post new topics in this forum You cannot reply to topics in this forum You cannot edit your posts in this forum You cannot delete your posts in this forum You cannot vote in polls in this forum
|
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
|
|
|
|
 |
|
 |
Bu sitenin tüm Hakları www.yazimhane.com tarafından saklıdır ve yasalarca korunmaktadır.
This Theme Dessigned By Ethaidesign.com |
 |
|
| |