| View previous topic :: View next topic |
| Author |
Message |
ali Dostumuz


Joined: Jul 15, 2008 Posts: 286
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: ANKARA ŞİİRLERİ |
|
|
ANKARA'YA
I
Kumrular sokağı hüzzamdı bir zaman
Kale'ye rast vaktinde çıkılırdı
Gariptir, Sezenlerdeki hanende
Çekip gitti Sarguttan bir ay önce
II
Posta caddesi, Taşhan, Karpiç ve diğerleri
Ama artık meyhaneler kalmadı Ankara'da
Belki bundandı Cemal Süreya'nın Kızılay'da
Huzursuz bir zürafa gibi dolaşması
Ahmet Telli |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ANKARA
Niçin sevilir bir kent
Ekmeği suyu insanı için mi
Yoksa uğultusundaki
o sürekli derinlere kaçan
eskil renkten mi
Yoksa gizlediği için mi
suçlarımızı
gökyüzünden kırlardan
Niçin sevilir bir kent
Bilmem ki.
Ama artık zamanı geldi
İtiraf etmeliyim
Seviyorum bu kenti ben de
Bir kadını sever gibi.
İçim içimi yiyor kimi zaman
Kızıyorum gördükçe hafifliklerini
Ama çıkıp baktığımda tepelerinde aşağılara
İnip yitirdiğimde kendimi
o buğulu sokaklarında
Anlıyorum onsuz edemeyeceğimi
Niçin sevilir bir kadın
Bilmem ki.
Ankara
Ey aziz kentim benim
Bana kimliğimi kişiliğimi verdin
Zor günlerde sen emzirdin
yetim şiirlerimi
Ey güzeller güzeli
Mustafa Kemal'in gelini.
Göğe atılırken taş kesilmiş
Çift başlı bir Hitit kartalı gibi
Bakarken Anadolu'ya
Asıldım ayaklarına
Boynumda Midas'ın armağanı
Gümüş bir gemi çapasıyla
Dolaşıp duruyorum
Ay ağılı dolamlı
Düş çanağında.
A. Kadir Paksoy |
|
| Back to top |
|
 |
okulmuduru teneffus

Joined: Sep 15, 2008 Posts: 1974
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ben de o kenti sevenlerdenim  |
|
| Back to top |
|
 |
asumanatakuman Site Yazarı


Joined: Jul 28, 2008 Posts: 998
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
içim burkuldu. öğretmen okulunda okuduğum yıllarda, konya'da yatılıydım.
ankara'ya yerleşmiştik. sonra olmadı, tası tarağı toplayıp izmit'e geldik. ankara hep bir özlem kenti olarak kaldı içimde. ama artık izmit'ten de kopmak aklımın köşesinden bile geçmiyor. |
|
| Back to top |
|
 |
okulmuduru teneffus

Joined: Sep 15, 2008 Posts: 1974
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ben de İzmit'ten kopup Ankara'ya gelenlerdenim zaman zaman özlüyorum orayı allahtan arasıra uğramalarım oluyor sizin yolunuz düşmez mi buralara  |
|
| Back to top |
|
 |
okulmuduru teneffus

Joined: Sep 15, 2008 Posts: 1974
Bağlı değil
|
|
| Back to top |
|
 |
asumanatakuman Site Yazarı


Joined: Jul 28, 2008 Posts: 998
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
yolum ankaraya çok düşer.
dayım, halam, üvey kızım, kardeşim, arkadaşlar...
yolu izmite düşenleri de ben beklerim. |
|
| Back to top |
|
 |
pegasus Anka Kuşu

Joined: Jul 23, 2008 Posts: 2213
Bağlı değil
|
|
| Back to top |
|
 |
ali Dostumuz


Joined: Jul 15, 2008 Posts: 286
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
EY KIZKARDEŞİM
ne kadar yalnızdın,
yıkık bir kent duvarlarıydın
otlar sarkıyordu
tuğlalar arasından
ne kadar kederliydin be!
sürgünlerde kalakalmıştı
ipeksi saçların
yüreğin terk etmiş
bir ülkeydi seni
bu gece Ankara'da
Kumrular sokak'ta
ne kadar güzelsin ey
kızkardeşim şiir…
Ahmet Uysal
Mülkiyeliler Bir-Ankara |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ANKARA'LI DÖRT DÖRTLÜK
Ankara vurulmuş bileklerime
dumanlı hava, kurt kapanı,
ciğerparem
yaşayanlar unutmadı geçen kışı
dumanlı hava, kurt kapanı,
ciğerparem
ilkyaz mı bu hani nerde Ankara
cılk yumurta akı, kına yakısı
sürgün hızı sürgün hızı yürektedir
kavuniçi buğday tanesi, yanık
yarası
koş bire doru at koş bire doru at
sürgün hızı yüreğime tak eder
ben böyle Ankara'yı neyleyim
sürgün hızı yüreğime tak eder
doymadım doymadım adını
anmağa
oy benim canımın canı canım
doymadan doymadan Ankara'ya
oy benim canımın canı canım
Arkadaş Zekai Özger |
|
| Back to top |
|
 |
Yaprak Site Yazarı


Joined: Jul 24, 2008 Posts: 3497
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ANKARA
Ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz
ama tanrım neyi?)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit
kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler
bir daha asla yaşayamayacağı
aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden
kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu gerçekçi yalnızlıklara,
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililîğî!)
soyut bir sevdaya
beşik kertilmiş olan
dağda çoban,
şehirde şark çıbanı sayılan,
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kız yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okun
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları, ankara' ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar
(belki balkona kar seyretmeye çıkar diye
sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz donmuştur ve çoğu zaman
bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiçbir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez insana
ankara'da,
yoksa bugün bir hayat
yaşanmayacakmı duygusu çöker bütün bozkıra.
Kimse keman çalmaz belki
Belki bu fiim hiçbir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
Hiçbir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantadakinin
tadını vermeyecek bir daha
Çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat Urfa'da hatta
Ama hiçbirinde
o kadar aç oturrnadım sofraya
ankara'ya
öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı bir soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki sıkıldı bizim konsolosluktaki konuklar
öyle deme
Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların
adlarını vermediler ama biz her duvara
bilvesile onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar.
asfaltlar ışıldar...
bir günden bir sürü gün yapan
mesai saatlerinde hiçbir şey yapan
hiçbir şey alıp hiçbir şey sunan
rakıyı bol sulu içen
dokunmasın için deği!
çabuk bitmesin dîye devletimin tekel rakısı,
hep kağıtlara bakarak,
hep kağıtlardan bakarak
hem neşet ertaş' ı hem bülent ersoy' u
aynı anda sevmeyi başararak,
karısının bayat ekmeklerden yaptığı tatlıyı
çok beğenmeyerek ama
yine de bu tasarrufunu takdir ederek
boynu hep kıdemli bir atkının içinde saklıyken
hep bir şeylere birilerine küsmüş gibi
yürüyen...
memurlar.......
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar,
buz tutardı resmi yalanlar...
biz, şimdi kapalı birr kuruyemişçi
dükkanının -ki bütün plan kar altında
tuzsuz ay çekirdeği çitileyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan,
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış,
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş,
-yani sistem kendi verdiği kimliği
zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen ama
pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı esmer cesur korkak
çoğu kürt çoğu türk çocuklardık...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar....
ha sonra belki ahmed arifin aklına
hiçbir şairin aklına gelmeyecek
-çünkü hiçkimse bir daha ankara' yı
O'nun kadar sevemeyecek -bir şiir islenir:
kar altındadır varoşlar
hasretim,nazlıdır ankara.....
ustam yine sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o,en netameli aydır bence.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim gönlüm, çocukluğum buz tutar.
Yılmaz Erdoğan _________________ "Yüreğin yerinde kalsın, gerekebilir Ölümlerin en güzelini şairler bilir." (Metin Güven) |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
YAŞLILIK
Ben sudan çıkmış bir Ankaralı
Sen doğma büyüme güzeldin
Sapsarı sılam, masmavi gurbetimdin
Bu hayat sıktı beni, gel yürüyelim
Baldır bacak bir acıyla bakıştım dün gece
Ayna eski ayna, ben sanki eski ben
Saçlarımı cürufla yıkayarak genceldim
incitmesin gözlerini sonsuz yaşlılığım
Ölümseyerek bakıyor dünya, biz gülümseyelim
Beşikle teneşirin sevişmesi neyse ne
Ama sen doğma büyüme güzeldin...
Ahmet ERHAN
(Şiirli Çıkın / Nisan 2002) |
|
| Back to top |
|
 |
|