 |
|
 |
| |

| Bilgileriniz |
 |
Ziyaretçi |
 |
38.107.191.92 |
 |
191.92 |
 |
107 |
|
|
| Doğru ve Güzel Türkçe İçin |
|
| View previous topic :: View next topic |
| Author |
Message |
ozgurkalem Arkadaşımız


Joined: Jul 25, 2008 Posts: 60 Location: �stanbul
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: FİLİSTİN ŞİİRLERİ |
|
|
FİLİSTİN KANIYOR..Toprak ölüm püskürüyor.Kapitalizm kendi tarihini kanla yazmaya devame diyor. Eller havaya yılbaşı geldi..4.3.2.1 SAVAŞŞŞŞŞŞ.Kutlu Olsun.
Filistin Çocukları
Saçlarını okşadı ölüm
toz, toprak,yağ, tank
korkulu bağrışlar
filistin
bahtsız çocuklar
ben Filistin
Ben savaşkan çocuğu
oyuncaklarla oynamadım
doyasıya
Ben Filistin elinde makinalı çocuğu
oyuncak tankları israilin
ezdi çocukluk düşlerimi
Ben filistinli anneyim
sarıldım toprağa
doğurmaz olsaydım oğlumu savaşta
ben filistin`li çocuk
adım barış, adım umut
rüyamda
hortladı Hitler amca
kalkamadım bu sabah
karanfilsiz çelenk koymuşlar yanıma
kapandı özgürlüğe gözlerim
Ben filistinli çocuk
adım emek
koşuyordum özgürlüğe
takıldı ayağım, düştüm
tepemde pisliği Amerika`nın Şaron,Begin
Çağırıyoruz filistinli çocuklar
durdurun bu savaşı
çizmeden ölülerimiz
dağlarını, ovalarını
caddelerini haritaların
kanlı çatlaklarında
türküler yeşeriyor Filistin`de
sevda türküleri
kavga türküleri
kardeş türküleri
çocukların türküleri
söyleniyor şmdi
ıslaklarında yanaklarımızın
1989-Bingöl
Yusuf Uygar
Last edited by ozgurkalem on ; edited 3 times in total |
|
| Back to top |
|
 |
ozgurkalem Arkadaşımız


Joined: Jul 25, 2008 Posts: 60 Location: �stanbul
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
filistin günlüğü
bana ılık rüzgarları gönderin
tel örgüler ardına
sevgilinin gözlerinde benim olsun
yağmur damlaları mavisi
yeşile mahkum edin bozkırı
boy atsın sevdam
bana bir türkü söyleyin
yarınlarıma uzansın
tel örgüler ebem olsun
doğurtsun hasretimi
ağlamasın çocuklar
çocuklar kanamasın çocuklar ağlamasın
sözüm var beyrut sokaklarında
öldürün beni
her sabah saat beşte
öldürün beni
sözüm var beyrut sokaklarında
yaşatın beni
söz: mecit ünal |
|
| Back to top |
|
 |
ozgurkalem Arkadaşımız


Joined: Jul 25, 2008 Posts: 60 Location: �stanbul
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
Umudun Türküsü
Yaramın üstünde yürümeyi öğretti
bana cellatın bıçağı.
Yürümeyi, hem de yorulmadan yürümeyi.
Direnmeyi öğretti.
Direnmeyi.
Kütükte kayıtlıyım
Arabım
Atalarımın üzüm bağlarını sen aldın elimden
çocuklarımla ektiğim toprağı
sen aldın.
Bıraktın bu taşları
bize, çocuklarımıza.
Alcakmışsınız
elimizden bu taşları da,
doğru mu?
Bir daha diyorum!
Bir daha!
Kütükte kayıtlıyım.
Birinci sayfanın ta başına
Nefret etmem insanlardan
saldırmam hiç kimseye,
Ama aç korlarsa beni,
korlarsa çırılçıplak,
yerim etini beni soyanın,
hem de yerim çiğ çiğ.
Açlığımı kolla benim
ve öfkemi.
Damarıma basma.
Yırtıyoruz yaralarımızın peçesini parmaklarımızla,
bir yırtık parçası kaplıyor yaranızı,
bir yırtık parçası kaplıyor yaranızı.
Ve bizim çocuklarımız taşıyacak sizin kum torbalarınızı
ve sizin çocuklar taşıyacak kum torbalarımızı.
Yoldaşlar,
eklediğimiz gibi birbirlerine damarlarımızı,
ekliyoruz kanatlarımızı birbirlerine.
Ve her duvarda aynı parola, capcanlı:
Burada, burada, burada.
Barikatlarımız yükseliyor burada.
Başkaldırın, diyoruz, başkaldırın,
öğretin karanlık tarihimizi,
Öğretin çocuklarımıza,
yapışıp kalsın diye kanımız
bir felaket arması gibi
katillerin bayrağında.
İsteriz güçsüzleri
koruyasınız güllelerden,
enezleri koruyasınız,
yara almasın hiç bir canlı
ve geleceğin çocukları.
Akar oluk oluk cinayetin kanı,
tıkayın onu.
Dört açın gözünüzü
Tetikte olun.
Hazırlanın kavgaya.
Beni salıncaksız kodular,
ekmeğimi çamura buladılar, kirpiklerimi toz toprağa,
aldılar tahta atımı benim,
yükü babamın sırtına koymaya zorladılar beni,
gecenin ağırlığını kaldırmaya zorladılar.
Kim açtı ateş arklarını içimde,
kim açtı, kim açtı, kim?
Kim götürdü benden barış güvercinini
Kızılhaç’ın bayrağı altında?
Çevirenler: A. Kadir, Afşar Timuçin, Süleyman Salom |
|
| Back to top |
|
 |
ozgurkalem Arkadaşımız


Joined: Jul 25, 2008 Posts: 60 Location: �stanbul
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
Bağışlayın beni!
Kenarlarında renkli çiçekler olan mektup kağıtlarına yazmak isterdim.
Kelebek kanatları boyamayı,
Kuşların ötüşünü dinlemeyi,
Hatta uçurtma uçurmayı da öğrenebilirdim.
Bağışlayın beni.
Top ateşleri, bomba gürültüleri arasında doğdum ben.
Yaşım 13.
Ninniler yerine, makinelilerin takırtılarıyla büyüdüm.
Renklerden ilk önce, kan kırmızısını tanıdım.
Çiçeklerden önce, ölülerin arasında dolandım.
Hiç saklambaç oynayamadım kelebeklerle.
Üç yaşımdayken, en büyük abimi,
sekizimdeyken, ortancayı kaybettim.
Babamı ellerini bağlayarak götürdüklerinde dokuzundaydım.
Gömdüğümüzde onumda.
Ablam 15’inde terk etti evi.
15’inde kızlar okula gider.
17’sinde dantel örer.
Çeyiz sandığı düzer.
Bizim burada 15’inde kızlar savaşa gider.
Seçme hakkı tanımaz zorbalar bir genç kız olsan bile sana.
Ya evinde oturup ölümü bekleyeceksin.
Ha bugün, ha yarın diye diye yaşarken öleceksin. Ya da…
Ölümlerin ateşinden sesleniyorum size duyuyor musunuz?
Filistin’im ben anlıyor musunuz?
Ama yine de yaşıyorum işte.
Çünkü kanlı topraklarda büyürken yaşamayı…
Çiçek boyamayı değilse de, mezar taşlarında çiçek büyütmeyi…
Kelebek kovalamayı değil ama, tüfek tutmayı öğrendik.
Sokak aralarında mermi kovanlarından oyuncak yaptık.
Patlamamış el bombaları topladık.
Mayınların üstünde sek sek oynadık.
Bu kadar nefret, bu kadar acı arasında yaşamayı…
Karanlıklar arasından güneşe bakmayı becerdik.
Onun için kocaman ve karadır gözlerimiz.
Onun için hâlâ sımsıcaktır, düşmana taş atarken nasırlaşan minik ellerimiz.
Evimizi yıktılar dün.
Bir baştan bir başa mahallemizi yaktılar.
Mermi kovanlarıyla misket oynarken biz, üzerimize bombalar attılar.
Üç arkadaşım can verdi.
Üç küçük çocuk.
Bağışlayın beni, kurtaramadım!
Sarkmıştı omzumdan aşağı kanlı kolum, uzatamadım.
Elim düştü yere, kolum çaresiz…
Kanlarımız karıştı birbirine, arkadaşlarım sessiz.
İşte orada kankardeş olduk biz.
Gözlerim karardı önce.
Başım döndü.
Ama uyumak istemiyorum.
Uyursam arkadaşlarım bu dünyadan göçer diye korkuyorum.
Bağışlayın beni!
Tutamadım kendimi.
Yapıştırmadım alnıma, açık dursunlar diye gözbebeklerimi.
Kaybettim kan kardeşlerimi.
Yaşım 13.
Burada çocuklar çocuk olmaz.
Bebeler bile yaşamak için beşikten siper yapar.
Çünkü İsrail denilen zorbanın Amerikan bombaları,
beşiklere bile mezar kazar.
Ölümlerin içinden büyüyorum.
Minicik yüreğimle, ateşlerin arasından, öfkeyle geliyorum.
Dudaklarımdan dökülen özgürlük türkülerini duyuyor musunuz?
Filistin’im ben anlıyor musunuz?
13 yaşındaki Filistinli çocuğun mektubu
|
|
| Back to top |
|
 |
haylaz-ruzgar sokak-sarkilari

Joined: Oct 23, 2008 Posts: 3517 Location: izmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
Kuşatma
sen kurşun yağmurları altında
güneşin delik deşik edildiği bir ülkede doğdun
öptü kan revan içinde seni çırılçıplak bir ölüm
ölümü ve gözyaşını gördün yavrum
kan emmeyi öğrendin yaralarından
saplanırken geceye ilk çığlığının sesi
kestik göbeğini süngüyle senin
terli bir asker kaputuna sardık sonra
kurşunlar yağıyordu cesedine annenin
ağla yavrum ağla
dindirsin içindeki acıyı gözyaşların
dönsün toz duman arasın aşkı
ve kalksın artık kanlı duvarlarından kuşatmaların
ağla yavrum ağla şimdi...
söz: mecit ünal
müzik: grup yorum _________________
|
|
| Back to top |
|
 |
asli_ardic Ailemizden


Joined: Jul 28, 2008 Posts: 1096 Location: sisler bulvarı
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
Yazık yazık çok yazık diyorum. Kucaklarda kanrevan içinde taşınan ,herşeyden bi haber çocukların bakışları gözlerimden gitmiyor.
Yazıklar olsun bu vahşeti yaşatanlara!
" Siz bilmezsiniz albayım : insanlık tek başına kollarımda can verdi. yanında kimseler yoktu. "
Oğuz Atay _________________
Kaç dolanışta ulaşır sarmaşık çiçek açacağı yere?
Oruç Aruoba |
|
| Back to top |
|
 |
deryabicer Yeni Üye


Joined: Aug 07, 2008 Posts: 35
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
TEK YOL
Bir tüfek istiyorum
Sattım anamın yüzüğünü
Bir tüfek uğruna
Rehin verdim cüzdanımı
Bize öğretilen dil
Okuduğumuz kitaplar
Ezberlediğimiz şiirler
Beş para etmiyor
Bir tüfek karşısında
Ey devrimciler
Kudüs'te, Halil'de
Bisan'da, Ağvar'da, Beyt-ül Lahim'de
Ey özgürlük savaşçıları nerede iseniz
İleri..Daha ileri......
Barış bir tiyatro oyunu
Adalet bir gösteri yalnızca
Şimdi benim de bir tüfeğim var
Beni de Filistin'e götürün sizinle birlikte
Meryem'in yüzü gibi mahzun bakışlı tepelere
Peygamberin taşına yeşil kubbelere
Tam yirmi yıldır
Bir vatan
Ve bir kimlik arıyorum
Oradaki evimi
Ve dikenli tellerle kuşatılmış yurdumu
Çocukluğumu arıyorum
Mahalle arkadaşlarımı
Resimlerimi kitaplarımı
Her sıcak köşeyi
Her tatlı anıyı
Şimdi benim de bir tüfeğim var
Beni de Filistin'e götürün sizinle birlikte
Ey erkekler!
Yalnızca erkek gibi yaşamak
Ya da erkekçe ölmek istiyorum
Toprağıma zeytin ağaçları dikmek istiyorum
Mis kokulu çiçekler ve portakal ağacı da
Nedir bunun derdi diyen olursa
"Artık derdim tüfeğimin olması yalnızca"
Şimdi benim de bir tüfeğim var
Artık devrimcilerin yanındayım
Dikenler ve tozlar döşeğimdir
Ölümse giysimdir benim
Yazgımız buymuş demiyorum
Aşağılanmak yazgı olmayacak artık
Ben devrimcilerle birlikteyim
Ben de devrimcilerdenim
Taşıdığım günden beri tüfeğimi
Gözlerimde belirir oldu Filistin
Tek yol var Filistin'e gider
O da tüfeklerin namlusundan geçer
Nizar KABBANİ
Çeviri: Kenan HANOK |
|
| Back to top |
|
 |
AkkA Arkadaşımız


Joined: Aug 02, 2008 Posts: 171 Location: izmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
MAVİ BEBEK
Acziyat fırlat o taşı
Adım Filistin olur
Habiller dolaşır yanı başında
Vahşet boğulur
Kelebekler sıkarım dudaklarına
Kıldığın her vakit bir doğum
Tükenmezsin elbet,
Ölüm son değildir
Konuştur silahını
Fîsebîlillâh
Sapanları savururken yüreğin
Bilmezler her taşında
Aşk yazdığını
Çığlık çığlık olur dehşet tankları
Namlunun ucunda gülerken yüzün
Kabil taşı kendi başına vurur
Gömer kendini nâmı
Ve açtığı, bedenin kafesi olur
Dinle, feryadı gece olanı.
İnliyor gözüm
Mavi emziği sakla gelirken
Utanırım, yüzüm gecedir
Yanağından öpsem seni giderken
Adın Filistin gelir
Aşk olursun
Biterken
AKKA _________________ "yalnızlık Tanrı'mın lütfu" yunus özyavuz
www.abdulkadirakdemir.blogcu.com
www.bizim-yeni-mahalle.blogspot.com |
|
| Back to top |
|
 |
orpheus Arkadaşımız


Joined: Nov 20, 2008 Posts: 124
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
KİMLİK KARTI
Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Kartımın numarası elli bin.
Sekiz çocuğum var.
Dokuzuncusu yolda.
Yazdan sonra burda.
Kızıyor musun?
Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Bir işim var, çalışıyorum.
Arkadaşlarım var, acı çeken,
sekiz de çocuğum.
Taştan çıkarıyorum ekmeklerini,
üstlerini başlarını, defterlerini,
taştan çıkarıyorum.
Dilenmiyorum kapı kapı,
olmuyorum iki büklüm
eşiğinde senin.
Kızıyor musun?
Kütükte kayıtlıyım,
Arabım.
Halktan biriyim.
Sabırlıyım.
Öfkeyle kaynayan topraklara
salmışım köklerimi.
Çağlardan çok uzaklara bağlı
babam benim,
yüzyılların doğuşundan çok uzaklara,
selvilerden, zeytinlerden çok uzaklara,
bütün bitkilerden çok uzaklara bağlı.
Nujub efendilerinden değil,
kara saban sürenlerden.
Büyük babam da köylüydü,
yoktu soy ağacı.
Başımızı sokacak bir kulübe
benim yuvam,
kamışlardan, dallardan.
Hoşnut musun benim bu halimden?
Halkım ben.
Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Saçlar: Kara
Gözler: Kahve rengi.
Özel belirtiler:
Alnında bir çatkı.
El ayası deniz kabuğunun içi gibi kırmızı.
Uyuşturur tuttuğu eli bu eller.
Ayrıca zeytin yağını,
bir de kekiği severim çok.
Arayan bulsun beni
bir yitik köyde,
adsız yollarda unutulmuş.
Tarlalarda ter döker insanları,
taş ocaklarında ter döker.
Özlüyor insanlar
insan gibi yaşamayı.
Kütükte kayıtlıyım.
Arabım.
Atalarımın üzüm bağlarını sen aldın elimden,
çocuklarımla ektiğim toprağı
sen aldın.
Bıraktın bu taşları
bize, çocuklarımıza.
Alacakmışsınız
elimizden bu taşları da,
doğru mu?
Bir daha diyorum!
Bir daha!
Kütükte kayıtlıyım.
Birinci sayfanın ta başına.
Nefret etmem insanlardan,
saldırmam hiç kimseye.
Ama aç korlarsa beni,
korlarsa çırılçıplak,
yerim etini beni soyanın,
hem de yerim çiğ çiğ.
Açlığımı kolla benim
ve öfkemi.
Damarıma basma.
MAHMUT DERVİŞ |
|
| Back to top |
|
 |
haylaz-ruzgar sokak-sarkilari

Joined: Oct 23, 2008 Posts: 3517 Location: izmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
’’hiç bir çoğrafyada görülmemiştir
sukut füzelerini
biberon sanıp
öldürülmeyi süt ve aş sanmak
ölümü doğmak sanmak’’
ırgat şui
Irgat Şui(1974-)
Doğdum. doğuda
Önce konuşmayı öğrendim, sonra okumayı ve yazmayı.Şimdi susmayı öğreniyorum..
Yeri geldiğinde susmayı bilseydik;şimdi Babil Kulesi'nin tepesinden tanrının gözünün içine bakıyor olacaktık..
evet o bendim, yani aşk adına işlenmiş bütün cinayetleri üstlenen
evet o bendim, telefonunuzu arayıp 'dur kapatma yanlış değil, yalnız numara benimkisi ' diyen
evet o bendim, gece yarıları kapınızı çalıp 'uyanın uyanın uyumak için mi geldiniz bu dünyaya ' diyen
şimdi özür diliyorum, hayır yaptıklarım için değil , bunları daha fazla yapamadığım için..
Eserleri
Anladım, bu hayatın aslı yok, herşey fotokopi...
_________________
|
|
| Back to top |
|
 |
pegasus Anka Kuşu

Joined: Jul 23, 2008 Posts: 2213
Bağlı değil
|
|
| Back to top |
|
 |
rusen Arkadaşımız


Joined: Jul 12, 2008 Posts: 100
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
AHMED ZAATAR*
Kekikten ve karamış taştan
O eller için
Bu çığlık
Unutulmuş ve yapayalnız
Ahmed için.
Gelip geçen bulutlar
Yurtsuz ve yabancı koydu beni
Ve yalnız dağlar cesaret ediyor
Beni bağrına basmaya
Kıraç bir toprakta.
Doğuyorum yine o eski yaralardan
Sokuluyorum toprağa
Bütün ayrıntılarını görünceye dek
Doğuyorum yine
Denizin taştığı yıl
Kül olmuş kentlerden
Kendimi yapayalnız bulduğum.
Ahmed'di o deniz
Kurşunlar arasından köpük köpük
Bir kamptı öfkeyle büyüyen
Yağan kekikti üstümüze
Ve savaşçılara
Ellerine ayaklarına baktı Ahmed
Unutulmuş trenlerin
Anılarıyla büyüyen
Kimsenin karşılamadığı
Kimsenin el sallamadığı
Yaseminlerle.
Ayakta dikildi yapayalnız
Kendini dinlediği gecelerde
Hakkın hasretini çekerek
Yirmi yıl
Yirmi yıl o yer senin bu yer benim
Dolaştı bir kimliği sora sora
Yalnız yanardağların yanıtladığı.
Ben Arap Ahmet'im
Dedi
Ben kurşunlar
Ben portakallar
Ve düşler.
Benim çadırımdır Tel Zaatar
Anayurt benim
Sürüp giden o yolculuk anayurda
Doğu'dan ta Batı'ya
Bilendi bütün kılıçlar
Ahmed tanımaya başlarken
Ellerini ayaklarını
Süzülen bir yıldız gibi
Bakıp bakıp Hayfa' ya.
Ahmed'di seçilen kurban
Kentler asfalt organlarını
Bırakıp arkalarında
Düştüler peşine Ahmed'in
Öldürmek için.
Doğu'dan ta Batı'ya
Cenaze törenini hazırlıyorlardı.
Giyotinlerden giyotin beğenip.
Ben Arap Ahmed
Gelsin kuşatmacılar!
Benim kal'am gövdem
Gelsin kuşatmacılar!
Ateş hattıyım ben
Kuşatacağım onları
Çünkü göğsüm
Sığınaktır halkıma
Gelsin kuşatma!
Uzanmış suyun karşısına
Küçük ayrıntılar arasında geziniyorum
Derken dağılmaya başlıyorlar
Akşamla birlikte
Yitiyorum
Uzaklardan gelen
Çıngırak seslerinin içinde.
Kanayan yerlerimden
Anlıyorum yaşadığımı.
Ayak bastığım her yol
Kaçınıyor benden
Kaçıyor
Gönül verdiğim her kent
Ceketimi fırlatıyor bana.
Şiirlere sığınıyorum
Düşlere
Anlıyorum çok geçmeden
Düşlerime kadar girmiş bıçaklar.
Bir mum yakıyorum
Kapanmayan yaramdan.
Bu gece
Bütün çakıl taşları soluyor
Ve damarlı.
Uzaklardaki güzel karım
Sessizliğin senin
Eritti bu ölgün geceyi
Banklar ve ağaçlar
Donup kaldı gölgende.
Hatırla beni
Kendimi unutmadan önce.
O kayalar mektubumdur
Yeryüzüne.
Yükseleceğim
Meyve küfelerinden
Denizden
Yükseleceğim yoksulun şarkısından
Onların şarkısından:
Yaşayacağız!
Yaşayacağız! diyen.
Kekikten ve taştan Ahmed
Yükseleceksin
Hayır! diyerek
Derinden esvap yapacak
Kırlardan gelen köylüler
Zalimleri ortadan kaldırmaya.
Bir çiçek olacak yumruğun
Bir bomba
Her gün hayır! demek için kalkan.
Kılıçlardan kesik kesik gövden
Yeniden yapılacak
Doğacak güneşlerden
Ve dalgalarla nikâhlanacak
Giyotin altında
Hayır! diyeceksin
Hayır!
Akan kanımda öleceksen
Yeniden doğmak için
Un çuvallarından.
Geleceğiz ses vermek için sesine
Bizi çağırdığın zaman
Ve ölümün çehresi
Yitip gidecek sözlerimizden.
Eli ölümün
Savurup atacak bizi
Yalın bir yurda doğru
Yasemin bir düşün beklediği.
Kuşlar bana bıraktı şarkılarını
Ve ben koştum
Yürek atışına tarlaların.
Kanımın derinliklerine in
Derinliklerine in
Derinliklerine ekmeğin
Yalın bir yurdumuz olsun
Yasemin bir düşün beklediği.
Her günkü Ahmed
Saf ve Basit Ahmed
Nasıl kaldırdın ayrılıkları
Meyveyle taş arasında
Kurşunla geyik?
Arap Ahmed, diren!
Kuşatma altında gezeceğiz
Ulaşıncaya dek kıyısına
Ekmeğin ve dalgaların.
Öleceğiz düşü uğruna
Bir yurdun
Ve bekleyen yaseminlerin.
Onda Güz'ün eğrileri var.
Kandaki şiirdir Ahmed.
Dağlar gibi kırışık yüzü
Yankısı çağıran seslerin
Birleşen gövdelerin.
Ey tanınmayan Ahmed
Nasıl yaşadın aramızda
Tam yirmi yıl
Hâlâ belli belirsiz yüzün
Hep çizgilerinde dolaştığımız
Tanınmayan yüzün
Ey ormanlar
Alevler kadar gizli Ahmed
Bize yüzünü tanıt
Söyle son sözünü
Dağılacağız sessizlikte
Geri adım atacağız
İşitsin diye ölüler sözlerini
Yaşayanlar
Belki tanır diye çizgilerini.
Ahmed
Ahmed kardeşim
Kahramanca ölümünü bekliyoruz
Ne zaman?
Ne zaman?
Ne zaman?
Mahmud Derviş
Çeviren : Erdal ALOVA
* Beyrut'ta bir Filistin kampı olan Tel Zaatar Lübnan iç savaşı sırasında iki ay kuşatma altında kalmıştı. Filistinliler güç koşullar altında kuşatmaya karşı direnmişlerdi. Arapça'da "kekik dağı" anlamına gelen Tel Zaatar, Filistin direnişinin bir sembolü haline geldi. Hayali bir kahraman olan Ahmed Zaatar sürekli yerinden edilen ve sürgünde yaşayan Filistinlilerin binlerce adsız kahramanını temsil etmektedir. |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
VATANIMLA SÖYLEŞİ
Ölümü ve ihaneti tanıdıımız gün,
geri çekildi suları denizin.
kent soluğunu tuttu,
kapandı kapıları gökyüzünün.
Dalgaların geri çekildiği gün,
tüm iğrençlikler kaldırdılar
yüzlerindeki peçeleri.
tüm umutlar kül oldu.
Ve benim kederli kentim,
yutarken acısını,
boğuldu.
Yitti gitti çocuklar
yankısız, iz bırkamadan,
türküler yitti gitti.
Acılar sürünür kentimde,
çırılçıplak, kan içinde.
Dağ gibi yükselen bir sessizlik,
geceler kadar karanlık bir sesizlik,
korkunç bir sessizlik,
yerlerde sürükleyen bir sessizlik
ölümün ve yenilginin ağır yükünü.
Hey gidi, dili tutulmuş kentim benim!
FATVA TUKAN
( Çev. A. Kadir - S. Salom ) |
|
| Back to top |
|
 |
ali Dostumuz


Joined: Jul 15, 2008 Posts: 286
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ÇADIR KUŞAĞI
İstersem gülümserim,
kolay ne var bundan.
Ama karanlığı kalacak gözlerimde
mezar çiçeklerinin,
bir yaşlı selvinin karanlığı kalacak,
alt üst olmuş yurdumun köylerinde,
acı sessizlikle kuşatılmış yurdumun köylerinde,
yıkıntılar arasında güçbelâ ayakta duran
bir yaşlı selvinin.
Hangi halkı parçalamıştır tarih,
parçaladığı kadar benim halkımı?
Halkım benim oldu toprağımdan,
saçıldı dört bir yana halkım benim.
Daldı yurdum uykuya
iççekişleri arasında ufkun.
Bense burdayım,
gözlerim kapkara, zifir gibi,
çadırların karanlığını taşır gözlerim.
Çocuk dudakları değil bu dudaklar artık,
analarını çağıran dudaklar değil,
döndüler kuru bir ekmeğe,
çağırmazlar hiç kimseyi.
Siz orda barıştan dem vurun hâlâ,
ben burda durayım köksüz.
Ben burda boşluğa asılmış bir tavan.
Çadırlarda büyüyen bir kuşağım ben,
ben, çadırlarda çoğalan.
Bir daha kulak verin,
bir daha dinleyin beni:
Büyüyen ve çoğalan bir kuşağım
ben kara çadırlarda.
Kalsın sizin ekmeğiniz sofranızda.
Uyuyayım ben burda aç ve susuz.
Ama tarih dört açsın gözünü
bizim çadır kuşağına.
Salim JABRAN
Çevirenler : A. KADİR - Afşar TİMUÇİN |
|
| Back to top |
|
 |
erhantigli Yeni Üye


Joined: Aug 20, 2008 Posts: 48 Location: İstanbul
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: SAVAŞ ÇOCUĞU |
|
|
Savaş okulunda
kin ve nefret öğrettiler bana
uçamadı barış güvercinim
kanadı bulandı kana...
Mutluluk adlı rüzgar
neden esmiyor ana
bizden yana...
Su başını devler tutmuş
içemiyorum sevgi çeşmesinden
kana kana...
 _________________ erhantıglı |
|
| Back to top |
|
 |
|
|
You cannot post new topics in this forum You cannot reply to topics in this forum You cannot edit your posts in this forum You cannot delete your posts in this forum You cannot vote in polls in this forum
|
Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group
|
|
|
|
 |
|
 |
Bu sitenin tüm Hakları www.yazimhane.com tarafından saklıdır ve yasalarca korunmaktadır.
This Theme Dessigned By Ethaidesign.com |
 |
|
| |