| View previous topic :: View next topic |
| Author |
Message |
rusen Arkadaşımız


Joined: Jul 12, 2008 Posts: 100
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: "KAPI"LI ŞİİRLER |
|
|
KAPI
Bütün yaz kapında durdu ayakkabılarım
Gölgen üzerimde döndü durdu bütün yaz
Pembe seccadende uçup durdum
Yazzboyu birbirine açılan iki kapıydık
Kurumuş yataklara su basan pervaneler
Ütü masalarının ılıklığında ellerin
Yumuşattı inatçı dikenlerimi
İçimde gölgelerin sabah esintileri
Ne böyle açık bir gök gördüm
Ne böyle saydam bir deniz
Sanki yoktu dünyada hiç kimse
Senle ben bir kapının ardında
Bütün yaz kapındaydı ayakkabılarım
Çiçeklenmiş limon ağacı koktum bütün yaz.
Turgay Fişekçi
Adam Sanat - Ocak 2004 |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
Kapılar
Bazı kapıları aç... çık, geri dönemezsin
o küçük kapıdan çıkınca dönüş hiç yok
gel gör ki
yalnızca kuşların kafası sağlam kaldı
banka kartları gibi
belki de yerlerde sürünmediklerinden
cahillerin eline düştük
biliyoruz sonumuz fena olacak
- ağır ayak sağlam basar
hafif ayak boka basar - diyorlar
bir şansı ayakta bekliyoruz
gelecek...
Cem Güneş |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
AÇILIR KAPILAR
Cansel'e
Alır seni korum damla damla
suyuma, ekmeğime, aşıma,
kaygıma, sevincime, acıma,
umuduma, sabrıma, gücüme.
Alır seni bölerim parça parça,
dağıtırım topraklara, denizlere, geceye.
Açılır her sabah kapılar gözlerinde,
girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye.
A. Kadir |
|
| Back to top |
|
 |
rusen Arkadaşımız


Joined: Jul 12, 2008 Posts: 100
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
Kapat Kapıyı Bezirgânbaşı
yakama çürümüş çiçeği
taktım da geldim.sesim
yokuşlarıydı içimin, indim çıktım
debelendim. sen söktükçe ben ördüm
düz ters lastik haroşa
çıplak gövdemi şiirle dövdüm
‘sahtiyan‘ mı diyorlar bezirgânbaşı
kapat kapıyı, yenildim
baktım da kâğıt tanrılarına dünyanın
kendime kayalardan bir parça edindim
sesim dünyanın duvarlarına
çarpıp bana dönüyor
anne beni düşünme
içime ektiğin ağaç
tersine büyüyor
ben de büyüyeceğim. kızarmış
elmalarımı kimseye vermeyeceğim
anne beni düşünme
emanetin olan uçurumu
kimselere düşürmeyeceğim
çeyiz sandığıma bıraktığın mühür
kalbindir. söz
mührü kalbimde gezdireceğim
karanlık bastığında sarı bir ışık
gibi parlayan şeyi hiç yitirmeyeceğim
say ki deniz feneri, say ki orda bir yalnız
bir yalnıza çiçek açmadılar
say ki orda bir dalga
bir dalgaya kulaç atmadadır
yakama çürümüş çiçeği
taktım da geldim.
-sakın anneme söylemeğin-
kapat kapıyı bezirgânbaşı
yenildim
Çiğdem Sezer
Akatalpa , Ağustos 2002 |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
Kapı
rezenin sessizliği bozması anımsattı
telvenin fincana çizdiği aşkı
kim gitse kapı aynı sesi çıkarmazdı
dedi, kalbimdeki bekar evi temizliği:
hem çıkarsa da kim duyacaktı
bir gıcırtının “bekle beni” demesini
Zafer Ekin Karabay |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ÇAT KAPI
Mor küpeli gemileri çeker İstanbul’u
İstanbul dediğin senin yamalı bohça
Çat kapı kedi köpek / martılar
Hangi eşikten ayağını atsan boyalı çarşı
Çarşı çarşı değil her biri kirli çamaşır
İstanbul’un sokakları ağız dalaşı
İskeleti çıkmış bir kalabalıktır İstanbul
Ayağını nereye uzatsan Anadolu
Cümbüşleri bir beni yakar bir de Gevher’i
İstanbul İstanbul olalı böyle dans görmemiş
Sen çal... Ben oynayayım... Sulukule
At gözlüklü İstanbul’un arabası kamyon bozma
Be gülüm seni kim çat kapı soydu
Gel beri gel kaçak var her evin çatısında
Ben senin çat kapılarına kanamalı hastayım
Sende bu Boğaz bende bu açgözlülük oldukça
Ne çat kapıları biter ne de tiridi İstanbul’un
Gevher’im yekparem boyalı çarşım benim
Daha neler neler yazacaktım ama
Polis bastı efkârımı.....
M. Mazhar Alphan |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
BİR KAPININ İKİ YÜZÜ
bir kapının bir yüzü gökyüzüdür
bir yüzünde ağıtı gizlidir tüm annelerin.
içerde biçilen sözcükler çınlar / süt kokan ağızdan
bir bebek uzun yolculuğuna çıkar uykunun ufkunda
sobanın parlayan alevleri resmini çizer yalnızlığın
içerde sözcüklerin masalları dokuyan sıcaklığı
seferberlik trenleridir cephede kalanları anlatan.
içerde begonyanın damarlı yaprakları bir haritayı
tamamlar
duvarda türküler içmiş bir saz salınır
akordlu telleriyle
mayıslardan fotoğraflar / yürüyen seslere yaslanmış
şiirler
saatin çalışkan yelkovanı / tembel akrep
kutsal kitabın çöl ikliminden sağılan sesi.
dışarıda çınarın dalları tarihle kucaklaşır
karanlığın ellerinden kurtulan güneşin bilge yüzü
dökülür kapının bir yüzüne
dışarda ayın karanlığı biçen ışığı / suyun kanayan
sesi
kuşların sokulgan uçuşları sirenlerin ürperten dişleri
korkuya teslim olmuş duvarlar.
gecesefaları yaseminlerle kolkola / bir buhurdandır.
düşlerimizi havalandıran
dışarda bir hüzün yeli dolaşır / parmakları
tokmakların tozlarında.
içerisi sevgiye akar sesimiz yettiğince
dışarısı hüzne sefer eyler düşlerimizi içerek.
Ahmet Özer
(Dize / Kasım 2000) |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
KAPI YARI ARALIK
Kapı yarı aralık
Ihlamurların kokusu...
Bir eldiven, bir kırbaç
Unutulmuş, bir masanın üzerinde
Gaz lambasının sarı aylası
Ortalığı dinliyorum.
Niçin çekip gittin?
Anlayamıyorum...
Yarın sabah
Günlük güneşlik olacak
Ne güzel bu yaşam,
Uslu dur yüreğim.
Çok bitkinsin,
Yavaş yavaş atıyorsun, boğuk
Biliyor musun, bir yerde okudum
Ölümsüzmüş ruhlarımız.
Anna AHMATOVA |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
KAPI
Git, kapıyı aç.
Belki dışarda
bir ağaç, ya da bir orman,
bir bahçe,
ya da büyük bir kent var.
Git, kapıyı aç.
Belki ortalığı eşeleyen bir köpek.
Belki bir yüz göreceksin,
ya da bir göz,
ya da bir resmi
bir resmin.
Git, kapıyı aç.
Sis varsa,
kalkacak.
Git, kapıyı aç.
Sadece karanlık varsa bile
tıkırdayan,
sade boş bir yel
varsa bile,
sadece
hiçbir şey
varsa bile
git, kapıyı aç.
Hiç olmazsa
bir hava girer
içeriye.
Miroslav HOLUB
Çeviren : Feyyaz KAYACAN |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
KAPI
yeni kapılardan geçtik
her biri başka yüzlere açılan
–ah abicim ölüm gerçek gerisi yalan–
söyleyin kendimize nasıl bir hayat seçtik?
fatih’te bir çatı katında bir adam
hâlâ inadına taş plaklar dinleyen
bakıp arada kırık pencereden
gördüklerinden hiçbir şey anlamayan.
nasıl böyle değişebilir
aynı şehirde yaşamak bu kadar yılda?
–ah abicim insanlar yalancı,
kendi yalanlarını izliyorlar televizyonda.
koca istanbul’u aradım didik didik
kalmamış gramofon tamircisi
biz bu zamandan anlamayız be abi
hayatı daha başka bilirdik–
yeni kapılardan geçtik ya geçmesine
şimdi neresinden baksan koskoca hiçlik
iki bin’in ekimi hâlâ ağlatır bizi
bulduğumuz bütün defterlere not etmiştik:
–iki bin’in ekiminde nusret abiyi kaybettik!–
Selahattin Yolgiden
(Kitap-lık / Sayı: 99 / Kasım 2006) |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ELBİSE DOLABIMIN KAPILARINI
… elbise dolabımın kapılarını ardına kadar açtım
kışlık paltom dip askıda,
içimdeki el aynaları sözleşmiş gibi ışımaya başladılar.
böyle şeyler nedense hep birdenbire olur
salınıverir paslı bacakların arasında zincirli oturak
tenim
kendine biçilen hızla gidip gelen
salıncaklar dolusu kaygının
cismanileşmiş hali.
çocukluğun mahrem ışığını anımsa
kendine yer açan duvaklar gibi olmasın
verilen armağanlar
hepsi özel, yüksükiçi gibi kutularda muhafaza edilen
ardında hepsi gözkapaklarının?
dedimdi, birdenbire
beklenen etki kendisini göstermeden
çenem ziynetime değdi değecek
bak, işte biri yine gözlerimin üstüne paçavra bir bezi dolamaya başladı
yazımı söker mi peki? müstehcen yazılarla doldurduğum
koliçlerimdeki yazıları söker mi?
nasıl da gülünç böyle, ellerimi açmış
lacivert elbisemin üzerindeki pullar
kafatasımdaki çatlaklarla
nerede olduğumu anlamaya çalışmak.
kabir melekleri kuzeyin
yüzlerini rüzgâr yönlerine vermiş
gönderme peşindeler puslu gülüşlerini yükleyip mürdüm eriklerine
çıldırmış tümü arzudan, belleği olmaya
kollanan kavuşmaların.
kışlık paltom yerleştirildiği dip askıda
hemen ardındaysa burçları küle taşıyabilecek görüntüleri
yakın bakışlar, meşaleler taşıyarak ellerinde
çocukluğun kapalı geçitlerinden çekilenlerin
bıraktıkları bana.
böyle böyle yitirdi kürek kemiklerim yasemin özünü
ve güneş soluduğum havadan çekildi.
…
Melike Öztürk |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
SİNEMA KAPILARI
III.
Bir kadın topuklarından soyunmaya başlıyor
Kalçalarını açıyor sonra omuzlarını.
Gözleri iklimini bilmediğim bir ülke
Saçları dağ suları sırtının düzlüğünde;
Akıyor kıvranıyor dönüyor yanarak
Elleri en olmadık yerlerine değiyor.
Binlerce tel geriliyor, görünmez ince
Sinir uçlarımdan, can damarlarımdan
Binlerce ince telde geriliyor terli gövdem.
Değmeden tanımadan tadını çıplaklığın
Karanlık bir dehlizde, kamçılanmış
Bir tanımsız heyecanı yaşıyorum.
Bir çift göz büyüyor karşımdaki perdede
Bir çift dudak, bir çift göğüs, bir çift...
Büyüyor büyüyor ve
En yorgun yerinde uykularımın
-En tedirgin en dağınık-
Gelip yatağıma giriyor.
Bilmediğim odalarda, aydınlık mavi
Göğsü üzüm salkımı, ağzı kuş yuvası
Bir kadın...gövdesi gövdemin
Gülüşü sevincimin çıplak aynası;
Eğilip en ayıp yerleri ile
Beni öpüyor, beni seviyor, beni tüketiyor.
Seyrederken kanattığım dudaklarımdan
Düşlerimde yeniden, yeniden kan geliyor.
IV.
Dünya sinema perdesi değil ki..
Düşlerin de bir sınırı olmalı
İnsanın gerçeği ile çevrili.
Dönüyorum..
İçimde incinmiş bir çocuk ağıdı
Avuç avuç cam kırıkları gözbebeklerimde
Düşmemek için kendime tutunuyorum.
Şükrü Erbaş |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
ÇIKIŞ KAPISI
Kesik bileklerimi göstererek girdim
sinema kapısından içeri
bendim sefer öncesi
korkaklar kadınlarının yanına dönsün
sözüyle padişahın
ordudan ayrılan yeniçeri
Kapındaki postalları görünce
balkona astığın sutyenin
damlalarıyla ıslanan kedinin
tüylerini okşarayarak uzaklaştım
kuleler ki hüzne bir bıçak
gibi saplanan sunay'a kın
Beyaz peynir tabağı
ve su katılmış rakı kadehi
Kız Kulesi'dir çilingir sofrasının
sen ki yoksun manzarada
ilk ışıklarını yakan
bir vapur güzelliğiyle akşamın
Kapımı çalarsan bir gün
eşikteki ayakkabılara aldanıp
evimin içini kalabalık sanma
atmaya kıyamayan annem
bütün ayakkabılarımı
dizmiş yalnızlığıma
Gecenin karanlığında
bir sinema salonu gibi uzanan şehirden
gitmek düşer payıma
çıkış kapısı diye bakıyorum nicedir
gökdelenlerin tepesinde yanan
kırmızı ışıklara
Sunay Akın |
|
| Back to top |
|
 |
Erkinozan Yeni Üye


Joined: Jul 28, 2008 Posts: 28 Location: İstanbul
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
KAPILAR KAPANDIĞINDA
kapılar kapandığında eylül
soyunup cümle akşamlarından koynuma girer
ben bir gök kuşu olurum kapılar kapandığında
bütün şehirleri ezbere bilen
kapılar kapandığında bir uslanmaz rüzgâr
üzerime savurur bütün kızlarını
sonra birisi küçük bir kent olur nedense
bütün sokaklarını çılgınca merak ettiğim
üzerine durmadan öyküler biçtiğim
bol akşamlı çokça gölgeli bir kent
hem de hiç yenilmemiş bir sahil kenti
sonra ben sımsıkı avuçlayıp ellerimi
ılık bir akşamına bırakırım eylülün
ellerim gidip ille de o kenti bulur
ille de dokunur bütün sokaklarına
ellerim o sokakların tanrısı olur
sonra canlanır sokaklar kalabalıklar büyür
sonra bir uğultu başlar o tufanların sesiyle
sonra şehir olur o kent unutup küçük evlerini
sonra şehrin bütün caddeleri ezberim olur
kapılar kapandığında o mecnunlar arenası eylül
soyunup cümle akşamlarından koynuma girer
ben bir gökkuşu olurum kapılar kapandığında
bütün aldanışları ezbere bilen
Erkinozan |
|
| Back to top |
|
 |
fikret Ailemizden


Joined: Dec 20, 2008 Posts: 762 Location: Çorum-İzmir
Bağlı değil
|
Posted: Post subject: |
|
|
KAPININ ÖNÜNDE
Kapıyı çalmak üzereydi. Vazgeçti. Orada
durdu.
Acaba gitse miydi? Ama nasıl? Ya birden
kapı açılırsa?
Üst katın penceresinden gören olursa?
Bir bardak su dökmeye, cıgara izmaritlerini,
solmuş çiçeklerini ya da iki gün önceki mektubunu
yırtıp atarlarsa? Hava karardı.
Ne giren çıkan vardı, ne de açılan bir pencere.
Ev terkedilmişti. Merdiveni aydınlatan bir ışık
bile yoktu.
Artık seçebiliyordu yerdeki iki paslı çatalı,
yığılan maden suyu şişelerini, boş kartuşları
ve bunların yanında duran kendi yüzünün tıpkısı
bir sarı maskeyi.
Yannis Ritsos
3 ocak 1972, Atina |
|
| Back to top |
|
 |
|